Sorumlu ve bağımsız bireyler yetiştirmek sorumluluk vermekle başlar.
Sorumluluk vermeyi ertelemeyin.


 
Değerli Anne-Babalar;

 
    “Çocuğumun dersleri çok yoğun, bir de evde ona nasıl iş vereyim” ya da “verilen işi nasıl olsa yapmıyor boşuna canımız sıkılmasın, tatsızlık çıkmasın” diyerek sorumluluk vermede pek de süreklilik gösteren bir çaba içerisine girmediğimiz çok olmuştur. Çocuklar sorumluluk duygusuna sahip bireyler olarak dünyaya gelmezler, sorumluluğu, işbirliğini, başkalarına saygılı olmayı yaşayarak öğrenirler. Sorumluluk duygusu erken çocukluk dönemlerinde geçirilen yaşantılarla gelişmeye başlar. Örneğin, çorbasını içerken dökse bile kendi başına içmesine olanak tanımak, oyuncaklarını ve odasını toplamasını beklemek,  sofra hazırlamak, araba temizlemek, bir markete gidip alışveriş yapmak gibi konularda onun yardımını beklemek, “sorumluluk” konusunda çocuğa cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar.
 
    Çocuğumuzun kendi kendine yetebilen bir birey olmasını istiyorsak, onu görev ve sorumluluğu ile baş başa bırakmamız gerekmektedir. Çocuğumuzu sürekli korumak, onu kanatlarınızın altında büyütmek, sorunu ile baş başa bırakmamak onun gelişimini engeller, ona yarardan çok zarar verir. Ders çalışma konusunda da çocuğumuzu görev ve sorumlulukları ile baş başa bırakmamız çalışma alışkanlığı kazanmasında oldukça önemlidir.  
Çocukta “Ben değerliyim, önemliyim” düşüncesini oluşturmak için, kendi seçimlerini yapmasına fırsat vermek, ona karar alırken baskı yapmamak, kişiliğine saygı göstererek kendisini özgürce ifade etmesini sağlamak gerekmektedir. Böylece oluşacak ben önemliyim ve değerliyim duygusu, onu yeni başarılara ve yeni atılımlara sürükleyecek, sorumluluklarını almasını da kolaylaştıracaktır.
    

     Çocuğunuzun Yapacağı İşi “Sonraya Bırakmasına” Nasıl Engel Olabilirsiniz?

 
•    Onlara yapılacak işi hatırlatmak veya onları kurtarmak yerine, çocuklarınızın sonraya bırakmanın sonuçlarını yaşamasına izin verin.
•    Eğer çocuğunuz yapmanız gereken bir işi zamanında yapmayı unutuyorsa veya erteliyorsa ve sonra da iş işten geçtiğinde üzülüyorsa empati ile onu dinleyin ama durumu onun için düzeltmeye çalışmayın. Çocukların çoğu, onlara neyin olabileceğinin söylenmesi yerine, sadece sonuçları yaşadıklarında ders alır.
•    Hayırı bir cevap olarak almak istemiyorsanız, evet ve ya hayırla cevaplanabilecek sorular sormayın. Bir seçenek sunmak gücü paylaşmanın bir yoludur: “Bunu yapmak için beş dakika mı on dakika mı istersin?” gibi.
•    Eğer bir şey söylüyorsanız bunda ciddi olun, eğer ciddiyseniz, sonuna kadar devam edin. Bir ricada bulunuyorsanız ve çocuğunuz  “Sonra” diyorsa, ona “Bu seçenek değil. Şimdi yap. Bitirdiğinde beni çağır, ben de yaptığın işi kontrol edeyim.” deyin. O harekete geçene kadar bekleyin.
•    Sorunun kimin sorunu olduğunu değerlendirin. Eğer sorun çocuğunuza ait ise, siz kendi işinize bakın ve bırakın çocuğunuz sonuçlarına katlansın. Mazeret kabul etmeyin. “Mazeret göstermen işlerin çabuk yapılmasını sağlamıyor, mazeret yerine, işi bitirip bana sonuçlarından, başarıdan söz etmeye ne dersin?” deyin.
Çocuğunuzun Sorumlu Davranışlar Geliştirmesi İçin Yapabilecekleriniz
 
-     Çocuğunuzun kendi davranışlarının sorumluluğunu almasına ve iyi gitmeyen davranışlarını değiştirmesine olanak tanıyın.
-     Çocuğunuz sizinle işbirliği yapsa da yapmasa da koşulsuz sevgi ve onay gösterin.
-     Kendi sorumluluklarınızı yerine getirerek ona model oluşturun.
-     Çocuğunuza seçenekler sunun. Bu, işbirliğini tehdit ve ricalara gerek kalmadan sağlamanın en etkili yoludur.
-     Çocuğunuza güvenin. Çocuğunuz için en iyi olanı bilseniz bile, onun adına yaptığınız seçimlerin sayısını azaltın.
-     Pek çok duruma son söz sizin de olsa, çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterin.
-     Çocuğunuzun yaptığı yanlış seçimlerde (hayatını tehlikeye atmadıkça) sonuçları yaşamasına izin verin ki, bu seçimlerden ders çıkarabilsinler.
     

     Çocuğunuzun Sorumsuz Davranışlar Geliştirmesine Yol Açabilecekler - YAPILMAMASI GEREKENLER

 
-       Onun evdeki işlerini siz yapın ve sorumluluklarını üstlenin. Kendinizi bunları sizin yapmanızın daha kolay olduğuna inandırın.
-       Onun adına yalan söyleyin.
-       Onun davranışları için mazeretler bulun.
-       Onun hatalarını onun adına düzeltin.
-       Yapmakla suçlandığı bir davranışını duyduğunuzda “benim çocuğum yapmaz” diyerek inanmayı reddedin.
-       Onun yerine kavga edin.
-       Daha fazla çatışma yaratmamak için yaptığı kabul edilmez davranışları hoşgörün, affedin.
 
Annelik ve babalık duygularının getirdiği korumacı özelliğimiz, zor olsa da geri plana almalı, sorumluluk duygularının gelişmesi için onlara tutarlı ve kararlı davranmalıyız.
 
Bu süreçte çocuğunuzun hata yapmasını göze almayı ve kabullenmeyi de lütfen unutmayalım.
 
Aydınlık günler dileğiyle...
 
          

ÇOCUĞUNUZU ETKİLEYEN SİHİRLİ KUTU



•        Televizyonla ilişkiniz nasıl?
•        Kumanda sizde mi, çocuğunuzda mı?
•        Televizyon dizilerinin ve reklamlarının çocuklarımız üzerindeki etkileri nelerdir?


Değerli Anne-Babalar;


    Günümüzde çok sayıda kablo ve uydu yayını sayesinde iyisiyle kötüsüyle milyonlarca bilgi,ses ve görüntünün oturma odalarımızı kuşattığı bir dönemde bu soruları sormamızdaki amacımız televizyonun yaşantımız üzerindeki etkisine dikkati çekmektir.
    
Televizyon izleme alışkanlığı konusunda süregelen tartışmalar son yıllarda biraz şekil değiştirdi. Özellikle son iki üç yıldır bazı dizilerin seyredilip seyredilmemesi gerektiği konusunda evlerde ve basında yoğun tartışmalar olduğunu gözlemliyoruz. Bu diziler, yapımcıları tarafından çocuk dizileri olmadığı, TV kanalları tarafından da çocukların izlediği saatler dışında yayınlandığı söylenerek savunuluyor. O halde çocuklara yönelik olmamalarına karşın niçin en büyük izleyici kitlesini onlar oluşturmaktadır? Çocuklar bu dizilerde ne buluyor? gibi sorular akla gelmektedir.  
    
Çocuklar, özellikle de okul dönemi çocukları, özdeşim modeli olarak anne- babalarına ve yakın çevresindeki kişilere yönelmektedirler. Örneğin öğretmenlerinin veya film kahramanlarının yaptıklarını, söylediklerini taklit etmeye ve onlara benzemeye çalışmaktadırlar. Ailelerin ve çevrenin diziyi ne oranda izlediği de çocuğun seçimini etkilemektedir.

Sorun Dizilerde mi?


Çocuklarımız izledikleri ve herkes tarafından beğenilen kahramanların olumlu olduğu kadar olumsuz özelliklerini de taklit etmektedir. Çocuklar, aynı davranışları yaptıklarında dizi kahramanlarını alkışlayan ailesinin bu davranışı kendisi yapınca niçin kızdığını anlamakta zorluk çekmektedir. Bununla birlikte dizilerde aşırı güçlü, hareketli, becerikli ve hep kazanan bir kahraman olması özellikle çocukların diziye ilgisini arttırmaktadır.
    
Halk arasındaki yaygın düşüncenin aksine televizyon tek başına “ çok iyi” bir eğitim aracı değildir. Çünkü öğrenmenin temel ilkesi “aktif” olmaktır. Oysa televizyon aktif olma imkanı sağlayamadığı için sanılanın aksine iyi bir öğretici değildir. Bu nedenle yapılması gereken, çocukları televizyon seyretmeye teşvik etmek yerine, onları iç dünyalarındaki yaratıcı faaliyetlere yöneltmektir. Bunu sağlamak başlangıçta zor gibi görünse de çocukların geç saatlere kadar sizlerle oturmalarını önleyerek ilk adımı atabilirsiniz.
    
Bu noktada siz değerli anne-babalara önemli görevler düştüğü inancındayız. Televizyon gibi etkili bir iletişim aracını kullanırken, çocuklarımızı da göz önünde bulundurarak izlenecek programlarda seçici olmanız ve televizyon izleme süresine de belirli bir sınır koymanız gerektiği düşüncesindeyiz.


Çocuğunuzun Televizyon İzleme Alışkanlığını
Düzenlemenizde Uygun Yöntemler

1- Yapılan araştırmalar dünyan televizyon izleme rekorunda ülke olarak ABD’den sonra ikinci sırada olduğumuzu gösteriyor. Bu araştırmada, Amerikalıların günde ortalama 3 saat 59 dk., Türklerin ise 3 saat 36 dk. Televizyon izlediği belirtiliyor. Bu nedenle bilinçli televizyon izleyicisi olmak için “Televizyon izleme süresi konusunda” kendinize ve çocuğunuza her gün için gerçekçi limitler belirlemeniz gerekiyor.
2- Televizyon sizi izlemesin, siz televizyonu izleyin. Sürekli televizyonu açık tutmak yerine daha önce belirlediğiniz programların saatlerine göre televizyonu açın.
3- Ailenizle birlikte yapabileceğiniz etkinlikler listesi çıkartın ve her hafta aile üyelerinizden birinin seçtiği etkinliği uygulayın. Örneğin; maket yapımı, koleksiyon yapmak gibi hobi saatleri, aile oyunları, hikaye okuma saatleri, aile toplantıları...vs.
4- Haftalık TV programlarını inceleyip, çocuğunuzla birlikte “Haftalık Seyredilecek Program Listenizi” belirleyin. Bir hafta boyunca bu listeyi değiştirmemeye özen gösterin.
5- TV programlarının içeriği hakkında mutlaka izlemeden önce bilgi edinin. Kavga, dövüş, saldırganlık, ölüm, korku, erotizm içeren programlar, filmler, diziler konusunda duyarlı olun. Çizgi film seçerken de gereken özeni gösterin.
6- Sizin ve çocuğunuzun uyumadığı saatlerde yayınlanan ve çocuk için zararlı olduğu düşünülen programları gerekirse anne-baba olarak seyretmeme konusunda fedakarlık gösterin.
7- Çocuğunuzu TV’deki şiddet içeren filmlerden uzak tutmaya çalışın. Seyretmek durumunda kaldığı zararlı programlardaki davranışların ise hiçbir şekilde onaylanmadığını dolaylı ve dolaysız olarak çocuğunuza hissettirin.
8- Kablolu televizyona abone olurken, çocuğunuzun özel kullanımı için televizyon alırken, bu durumun ailenizin genel oluşumunu nasıl etkileyeceğini düşünün.
9- Çocuğunuzun bilinçli bir televizyon izleyicisi olmasını sağlayın. Televizyon çocuğunuzun dış dünyadan haberdar olması açısından önemli bir eğitim-öğretim aracıdır. Unutmayalım ki, televizyonu etkili ve yararlı bir iletişim aracı haline getirmede siz anne- babalara önemli görevler düşmektedir.

Sevgilerle…

Özel Yıldız İlköğretim Okulu
Rehberlik Servisi
Özel Yıldız Eğitim Kurumları 2017 © Tüm Hakları Saklıdır.

Sorumluluk duygusu nasıl kazandırılır

Sorumlu ve bağımsız bireyler yetiştirmek sorumluluk vermekle başlar.
Sorumluluk vermeyi ertelemeyin.


 
Değerli Anne-Babalar;

 
    “Çocuğumun dersleri çok yoğun, bir de evde ona nasıl iş vereyim” ya da “verilen işi nasıl olsa yapmıyor boşuna canımız sıkılmasın, tatsızlık çıkmasın” diyerek sorumluluk vermede pek de süreklilik gösteren bir çaba içerisine girmediğimiz çok olmuştur. Çocuklar sorumluluk duygusuna sahip bireyler olarak dünyaya gelmezler, sorumluluğu, işbirliğini, başkalarına saygılı olmayı yaşayarak öğrenirler. Sorumluluk duygusu erken çocukluk dönemlerinde geçirilen yaşantılarla gelişmeye başlar. Örneğin, çorbasını içerken dökse bile kendi başına içmesine olanak tanımak, oyuncaklarını ve odasını toplamasını beklemek,  sofra hazırlamak, araba temizlemek, bir markete gidip alışveriş yapmak gibi konularda onun yardımını beklemek, “sorumluluk” konusunda çocuğa cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar.
 
    Çocuğumuzun kendi kendine yetebilen bir birey olmasını istiyorsak, onu görev ve sorumluluğu ile baş başa bırakmamız gerekmektedir. Çocuğumuzu sürekli korumak, onu kanatlarınızın altında büyütmek, sorunu ile baş başa bırakmamak onun gelişimini engeller, ona yarardan çok zarar verir. Ders çalışma konusunda da çocuğumuzu görev ve sorumlulukları ile baş başa bırakmamız çalışma alışkanlığı kazanmasında oldukça önemlidir.  
Çocukta “Ben değerliyim, önemliyim” düşüncesini oluşturmak için, kendi seçimlerini yapmasına fırsat vermek, ona karar alırken baskı yapmamak, kişiliğine saygı göstererek kendisini özgürce ifade etmesini sağlamak gerekmektedir. Böylece oluşacak ben önemliyim ve değerliyim duygusu, onu yeni başarılara ve yeni atılımlara sürükleyecek, sorumluluklarını almasını da kolaylaştıracaktır.
    

     Çocuğunuzun Yapacağı İşi “Sonraya Bırakmasına” Nasıl Engel Olabilirsiniz?

 
•    Onlara yapılacak işi hatırlatmak veya onları kurtarmak yerine, çocuklarınızın sonraya bırakmanın sonuçlarını yaşamasına izin verin.
•    Eğer çocuğunuz yapmanız gereken bir işi zamanında yapmayı unutuyorsa veya erteliyorsa ve sonra da iş işten geçtiğinde üzülüyorsa empati ile onu dinleyin ama durumu onun için düzeltmeye çalışmayın. Çocukların çoğu, onlara neyin olabileceğinin söylenmesi yerine, sadece sonuçları yaşadıklarında ders alır.
•    Hayırı bir cevap olarak almak istemiyorsanız, evet ve ya hayırla cevaplanabilecek sorular sormayın. Bir seçenek sunmak gücü paylaşmanın bir yoludur: “Bunu yapmak için beş dakika mı on dakika mı istersin?” gibi.
•    Eğer bir şey söylüyorsanız bunda ciddi olun, eğer ciddiyseniz, sonuna kadar devam edin. Bir ricada bulunuyorsanız ve çocuğunuz  “Sonra” diyorsa, ona “Bu seçenek değil. Şimdi yap. Bitirdiğinde beni çağır, ben de yaptığın işi kontrol edeyim.” deyin. O harekete geçene kadar bekleyin.
•    Sorunun kimin sorunu olduğunu değerlendirin. Eğer sorun çocuğunuza ait ise, siz kendi işinize bakın ve bırakın çocuğunuz sonuçlarına katlansın. Mazeret kabul etmeyin. “Mazeret göstermen işlerin çabuk yapılmasını sağlamıyor, mazeret yerine, işi bitirip bana sonuçlarından, başarıdan söz etmeye ne dersin?” deyin.
Çocuğunuzun Sorumlu Davranışlar Geliştirmesi İçin Yapabilecekleriniz
 
-     Çocuğunuzun kendi davranışlarının sorumluluğunu almasına ve iyi gitmeyen davranışlarını değiştirmesine olanak tanıyın.
-     Çocuğunuz sizinle işbirliği yapsa da yapmasa da koşulsuz sevgi ve onay gösterin.
-     Kendi sorumluluklarınızı yerine getirerek ona model oluşturun.
-     Çocuğunuza seçenekler sunun. Bu, işbirliğini tehdit ve ricalara gerek kalmadan sağlamanın en etkili yoludur.
-     Çocuğunuza güvenin. Çocuğunuz için en iyi olanı bilseniz bile, onun adına yaptığınız seçimlerin sayısını azaltın.
-     Pek çok duruma son söz sizin de olsa, çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterin.
-     Çocuğunuzun yaptığı yanlış seçimlerde (hayatını tehlikeye atmadıkça) sonuçları yaşamasına izin verin ki, bu seçimlerden ders çıkarabilsinler.
     

     Çocuğunuzun Sorumsuz Davranışlar Geliştirmesine Yol Açabilecekler - YAPILMAMASI GEREKENLER

 
-       Onun evdeki işlerini siz yapın ve sorumluluklarını üstlenin. Kendinizi bunları sizin yapmanızın daha kolay olduğuna inandırın.
-       Onun adına yalan söyleyin.
-       Onun davranışları için mazeretler bulun.
-       Onun hatalarını onun adına düzeltin.
-       Yapmakla suçlandığı bir davranışını duyduğunuzda “benim çocuğum yapmaz” diyerek inanmayı reddedin.
-       Onun yerine kavga edin.
-       Daha fazla çatışma yaratmamak için yaptığı kabul edilmez davranışları hoşgörün, affedin.
 
Annelik ve babalık duygularının getirdiği korumacı özelliğimiz, zor olsa da geri plana almalı, sorumluluk duygularının gelişmesi için onlara tutarlı ve kararlı davranmalıyız.
 
Bu süreçte çocuğunuzun hata yapmasını göze almayı ve kabullenmeyi de lütfen unutmayalım.
 
Aydınlık günler dileğiyle...
 
          

ÇOCUĞUNUZU ETKİLEYEN SİHİRLİ KUTU



•        Televizyonla ilişkiniz nasıl?
•        Kumanda sizde mi, çocuğunuzda mı?
•        Televizyon dizilerinin ve reklamlarının çocuklarımız üzerindeki etkileri nelerdir?


Değerli Anne-Babalar;


    Günümüzde çok sayıda kablo ve uydu yayını sayesinde iyisiyle kötüsüyle milyonlarca bilgi,ses ve görüntünün oturma odalarımızı kuşattığı bir dönemde bu soruları sormamızdaki amacımız televizyonun yaşantımız üzerindeki etkisine dikkati çekmektir.
    
Televizyon izleme alışkanlığı konusunda süregelen tartışmalar son yıllarda biraz şekil değiştirdi. Özellikle son iki üç yıldır bazı dizilerin seyredilip seyredilmemesi gerektiği konusunda evlerde ve basında yoğun tartışmalar olduğunu gözlemliyoruz. Bu diziler, yapımcıları tarafından çocuk dizileri olmadığı, TV kanalları tarafından da çocukların izlediği saatler dışında yayınlandığı söylenerek savunuluyor. O halde çocuklara yönelik olmamalarına karşın niçin en büyük izleyici kitlesini onlar oluşturmaktadır? Çocuklar bu dizilerde ne buluyor? gibi sorular akla gelmektedir.  
    
Çocuklar, özellikle de okul dönemi çocukları, özdeşim modeli olarak anne- babalarına ve yakın çevresindeki kişilere yönelmektedirler. Örneğin öğretmenlerinin veya film kahramanlarının yaptıklarını, söylediklerini taklit etmeye ve onlara benzemeye çalışmaktadırlar. Ailelerin ve çevrenin diziyi ne oranda izlediği de çocuğun seçimini etkilemektedir.

Sorun Dizilerde mi?


Çocuklarımız izledikleri ve herkes tarafından beğenilen kahramanların olumlu olduğu kadar olumsuz özelliklerini de taklit etmektedir. Çocuklar, aynı davranışları yaptıklarında dizi kahramanlarını alkışlayan ailesinin bu davranışı kendisi yapınca niçin kızdığını anlamakta zorluk çekmektedir. Bununla birlikte dizilerde aşırı güçlü, hareketli, becerikli ve hep kazanan bir kahraman olması özellikle çocukların diziye ilgisini arttırmaktadır.
    
Halk arasındaki yaygın düşüncenin aksine televizyon tek başına “ çok iyi” bir eğitim aracı değildir. Çünkü öğrenmenin temel ilkesi “aktif” olmaktır. Oysa televizyon aktif olma imkanı sağlayamadığı için sanılanın aksine iyi bir öğretici değildir. Bu nedenle yapılması gereken, çocukları televizyon seyretmeye teşvik etmek yerine, onları iç dünyalarındaki yaratıcı faaliyetlere yöneltmektir. Bunu sağlamak başlangıçta zor gibi görünse de çocukların geç saatlere kadar sizlerle oturmalarını önleyerek ilk adımı atabilirsiniz.
    
Bu noktada siz değerli anne-babalara önemli görevler düştüğü inancındayız. Televizyon gibi etkili bir iletişim aracını kullanırken, çocuklarımızı da göz önünde bulundurarak izlenecek programlarda seçici olmanız ve televizyon izleme süresine de belirli bir sınır koymanız gerektiği düşüncesindeyiz.


Çocuğunuzun Televizyon İzleme Alışkanlığını
Düzenlemenizde Uygun Yöntemler

1- Yapılan araştırmalar dünyan televizyon izleme rekorunda ülke olarak ABD’den sonra ikinci sırada olduğumuzu gösteriyor. Bu araştırmada, Amerikalıların günde ortalama 3 saat 59 dk., Türklerin ise 3 saat 36 dk. Televizyon izlediği belirtiliyor. Bu nedenle bilinçli televizyon izleyicisi olmak için “Televizyon izleme süresi konusunda” kendinize ve çocuğunuza her gün için gerçekçi limitler belirlemeniz gerekiyor.
2- Televizyon sizi izlemesin, siz televizyonu izleyin. Sürekli televizyonu açık tutmak yerine daha önce belirlediğiniz programların saatlerine göre televizyonu açın.
3- Ailenizle birlikte yapabileceğiniz etkinlikler listesi çıkartın ve her hafta aile üyelerinizden birinin seçtiği etkinliği uygulayın. Örneğin; maket yapımı, koleksiyon yapmak gibi hobi saatleri, aile oyunları, hikaye okuma saatleri, aile toplantıları...vs.
4- Haftalık TV programlarını inceleyip, çocuğunuzla birlikte “Haftalık Seyredilecek Program Listenizi” belirleyin. Bir hafta boyunca bu listeyi değiştirmemeye özen gösterin.
5- TV programlarının içeriği hakkında mutlaka izlemeden önce bilgi edinin. Kavga, dövüş, saldırganlık, ölüm, korku, erotizm içeren programlar, filmler, diziler konusunda duyarlı olun. Çizgi film seçerken de gereken özeni gösterin.
6- Sizin ve çocuğunuzun uyumadığı saatlerde yayınlanan ve çocuk için zararlı olduğu düşünülen programları gerekirse anne-baba olarak seyretmeme konusunda fedakarlık gösterin.
7- Çocuğunuzu TV’deki şiddet içeren filmlerden uzak tutmaya çalışın. Seyretmek durumunda kaldığı zararlı programlardaki davranışların ise hiçbir şekilde onaylanmadığını dolaylı ve dolaysız olarak çocuğunuza hissettirin.
8- Kablolu televizyona abone olurken, çocuğunuzun özel kullanımı için televizyon alırken, bu durumun ailenizin genel oluşumunu nasıl etkileyeceğini düşünün.
9- Çocuğunuzun bilinçli bir televizyon izleyicisi olmasını sağlayın. Televizyon çocuğunuzun dış dünyadan haberdar olması açısından önemli bir eğitim-öğretim aracıdır. Unutmayalım ki, televizyonu etkili ve yararlı bir iletişim aracı haline getirmede siz anne- babalara önemli görevler düşmektedir.

Sevgilerle…

Özel Yıldız İlköğretim Okulu
Rehberlik Servisi
Özel Yıldız Eğitim Kurumları 2017 © Tüm Hakları Saklıdır.
ÖĞRENCİLER   I   VELİLER   I   PERSONEL   I   MEZUNLAR

Sorumluluk duygusu nasıl kazandırılır

Sorumlu ve bağımsız bireyler yetiştirmek sorumluluk vermekle başlar.
Sorumluluk vermeyi ertelemeyin.


 
Değerli Anne-Babalar;

 
    “Çocuğumun dersleri çok yoğun, bir de evde ona nasıl iş vereyim” ya da “verilen işi nasıl olsa yapmıyor boşuna canımız sıkılmasın, tatsızlık çıkmasın” diyerek sorumluluk vermede pek de süreklilik gösteren bir çaba içerisine girmediğimiz çok olmuştur. Çocuklar sorumluluk duygusuna sahip bireyler olarak dünyaya gelmezler, sorumluluğu, işbirliğini, başkalarına saygılı olmayı yaşayarak öğrenirler. Sorumluluk duygusu erken çocukluk dönemlerinde geçirilen yaşantılarla gelişmeye başlar. Örneğin, çorbasını içerken dökse bile kendi başına içmesine olanak tanımak, oyuncaklarını ve odasını toplamasını beklemek,  sofra hazırlamak, araba temizlemek, bir markete gidip alışveriş yapmak gibi konularda onun yardımını beklemek, “sorumluluk” konusunda çocuğa cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar.
 
    Çocuğumuzun kendi kendine yetebilen bir birey olmasını istiyorsak, onu görev ve sorumluluğu ile baş başa bırakmamız gerekmektedir. Çocuğumuzu sürekli korumak, onu kanatlarınızın altında büyütmek, sorunu ile baş başa bırakmamak onun gelişimini engeller, ona yarardan çok zarar verir. Ders çalışma konusunda da çocuğumuzu görev ve sorumlulukları ile baş başa bırakmamız çalışma alışkanlığı kazanmasında oldukça önemlidir.  
Çocukta “Ben değerliyim, önemliyim” düşüncesini oluşturmak için, kendi seçimlerini yapmasına fırsat vermek, ona karar alırken baskı yapmamak, kişiliğine saygı göstererek kendisini özgürce ifade etmesini sağlamak gerekmektedir. Böylece oluşacak ben önemliyim ve değerliyim duygusu, onu yeni başarılara ve yeni atılımlara sürükleyecek, sorumluluklarını almasını da kolaylaştıracaktır.
    

     Çocuğunuzun Yapacağı İşi “Sonraya Bırakmasına” Nasıl Engel Olabilirsiniz?

 
•    Onlara yapılacak işi hatırlatmak veya onları kurtarmak yerine, çocuklarınızın sonraya bırakmanın sonuçlarını yaşamasına izin verin.
•    Eğer çocuğunuz yapmanız gereken bir işi zamanında yapmayı unutuyorsa veya erteliyorsa ve sonra da iş işten geçtiğinde üzülüyorsa empati ile onu dinleyin ama durumu onun için düzeltmeye çalışmayın. Çocukların çoğu, onlara neyin olabileceğinin söylenmesi yerine, sadece sonuçları yaşadıklarında ders alır.
•    Hayırı bir cevap olarak almak istemiyorsanız, evet ve ya hayırla cevaplanabilecek sorular sormayın. Bir seçenek sunmak gücü paylaşmanın bir yoludur: “Bunu yapmak için beş dakika mı on dakika mı istersin?” gibi.
•    Eğer bir şey söylüyorsanız bunda ciddi olun, eğer ciddiyseniz, sonuna kadar devam edin. Bir ricada bulunuyorsanız ve çocuğunuz  “Sonra” diyorsa, ona “Bu seçenek değil. Şimdi yap. Bitirdiğinde beni çağır, ben de yaptığın işi kontrol edeyim.” deyin. O harekete geçene kadar bekleyin.
•    Sorunun kimin sorunu olduğunu değerlendirin. Eğer sorun çocuğunuza ait ise, siz kendi işinize bakın ve bırakın çocuğunuz sonuçlarına katlansın. Mazeret kabul etmeyin. “Mazeret göstermen işlerin çabuk yapılmasını sağlamıyor, mazeret yerine, işi bitirip bana sonuçlarından, başarıdan söz etmeye ne dersin?” deyin.
Çocuğunuzun Sorumlu Davranışlar Geliştirmesi İçin Yapabilecekleriniz
 
-     Çocuğunuzun kendi davranışlarının sorumluluğunu almasına ve iyi gitmeyen davranışlarını değiştirmesine olanak tanıyın.
-     Çocuğunuz sizinle işbirliği yapsa da yapmasa da koşulsuz sevgi ve onay gösterin.
-     Kendi sorumluluklarınızı yerine getirerek ona model oluşturun.
-     Çocuğunuza seçenekler sunun. Bu, işbirliğini tehdit ve ricalara gerek kalmadan sağlamanın en etkili yoludur.
-     Çocuğunuza güvenin. Çocuğunuz için en iyi olanı bilseniz bile, onun adına yaptığınız seçimlerin sayısını azaltın.
-     Pek çok duruma son söz sizin de olsa, çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterin.
-     Çocuğunuzun yaptığı yanlış seçimlerde (hayatını tehlikeye atmadıkça) sonuçları yaşamasına izin verin ki, bu seçimlerden ders çıkarabilsinler.
     

     Çocuğunuzun Sorumsuz Davranışlar Geliştirmesine Yol Açabilecekler - YAPILMAMASI GEREKENLER

 
-       Onun evdeki işlerini siz yapın ve sorumluluklarını üstlenin. Kendinizi bunları sizin yapmanızın daha kolay olduğuna inandırın.
-       Onun adına yalan söyleyin.
-       Onun davranışları için mazeretler bulun.
-       Onun hatalarını onun adına düzeltin.
-       Yapmakla suçlandığı bir davranışını duyduğunuzda “benim çocuğum yapmaz” diyerek inanmayı reddedin.
-       Onun yerine kavga edin.
-       Daha fazla çatışma yaratmamak için yaptığı kabul edilmez davranışları hoşgörün, affedin.
 
Annelik ve babalık duygularının getirdiği korumacı özelliğimiz, zor olsa da geri plana almalı, sorumluluk duygularının gelişmesi için onlara tutarlı ve kararlı davranmalıyız.
 
Bu süreçte çocuğunuzun hata yapmasını göze almayı ve kabullenmeyi de lütfen unutmayalım.
 
Aydınlık günler dileğiyle...
 
          

ÇOCUĞUNUZU ETKİLEYEN SİHİRLİ KUTU



•        Televizyonla ilişkiniz nasıl?
•        Kumanda sizde mi, çocuğunuzda mı?
•        Televizyon dizilerinin ve reklamlarının çocuklarımız üzerindeki etkileri nelerdir?


Değerli Anne-Babalar;


    Günümüzde çok sayıda kablo ve uydu yayını sayesinde iyisiyle kötüsüyle milyonlarca bilgi,ses ve görüntünün oturma odalarımızı kuşattığı bir dönemde bu soruları sormamızdaki amacımız televizyonun yaşantımız üzerindeki etkisine dikkati çekmektir.
    
Televizyon izleme alışkanlığı konusunda süregelen tartışmalar son yıllarda biraz şekil değiştirdi. Özellikle son iki üç yıldır bazı dizilerin seyredilip seyredilmemesi gerektiği konusunda evlerde ve basında yoğun tartışmalar olduğunu gözlemliyoruz. Bu diziler, yapımcıları tarafından çocuk dizileri olmadığı, TV kanalları tarafından da çocukların izlediği saatler dışında yayınlandığı söylenerek savunuluyor. O halde çocuklara yönelik olmamalarına karşın niçin en büyük izleyici kitlesini onlar oluşturmaktadır? Çocuklar bu dizilerde ne buluyor? gibi sorular akla gelmektedir.  
    
Çocuklar, özellikle de okul dönemi çocukları, özdeşim modeli olarak anne- babalarına ve yakın çevresindeki kişilere yönelmektedirler. Örneğin öğretmenlerinin veya film kahramanlarının yaptıklarını, söylediklerini taklit etmeye ve onlara benzemeye çalışmaktadırlar. Ailelerin ve çevrenin diziyi ne oranda izlediği de çocuğun seçimini etkilemektedir.

Sorun Dizilerde mi?


Çocuklarımız izledikleri ve herkes tarafından beğenilen kahramanların olumlu olduğu kadar olumsuz özelliklerini de taklit etmektedir. Çocuklar, aynı davranışları yaptıklarında dizi kahramanlarını alkışlayan ailesinin bu davranışı kendisi yapınca niçin kızdığını anlamakta zorluk çekmektedir. Bununla birlikte dizilerde aşırı güçlü, hareketli, becerikli ve hep kazanan bir kahraman olması özellikle çocukların diziye ilgisini arttırmaktadır.
    
Halk arasındaki yaygın düşüncenin aksine televizyon tek başına “ çok iyi” bir eğitim aracı değildir. Çünkü öğrenmenin temel ilkesi “aktif” olmaktır. Oysa televizyon aktif olma imkanı sağlayamadığı için sanılanın aksine iyi bir öğretici değildir. Bu nedenle yapılması gereken, çocukları televizyon seyretmeye teşvik etmek yerine, onları iç dünyalarındaki yaratıcı faaliyetlere yöneltmektir. Bunu sağlamak başlangıçta zor gibi görünse de çocukların geç saatlere kadar sizlerle oturmalarını önleyerek ilk adımı atabilirsiniz.
    
Bu noktada siz değerli anne-babalara önemli görevler düştüğü inancındayız. Televizyon gibi etkili bir iletişim aracını kullanırken, çocuklarımızı da göz önünde bulundurarak izlenecek programlarda seçici olmanız ve televizyon izleme süresine de belirli bir sınır koymanız gerektiği düşüncesindeyiz.


Çocuğunuzun Televizyon İzleme Alışkanlığını
Düzenlemenizde Uygun Yöntemler

1- Yapılan araştırmalar dünyan televizyon izleme rekorunda ülke olarak ABD’den sonra ikinci sırada olduğumuzu gösteriyor. Bu araştırmada, Amerikalıların günde ortalama 3 saat 59 dk., Türklerin ise 3 saat 36 dk. Televizyon izlediği belirtiliyor. Bu nedenle bilinçli televizyon izleyicisi olmak için “Televizyon izleme süresi konusunda” kendinize ve çocuğunuza her gün için gerçekçi limitler belirlemeniz gerekiyor.
2- Televizyon sizi izlemesin, siz televizyonu izleyin. Sürekli televizyonu açık tutmak yerine daha önce belirlediğiniz programların saatlerine göre televizyonu açın.
3- Ailenizle birlikte yapabileceğiniz etkinlikler listesi çıkartın ve her hafta aile üyelerinizden birinin seçtiği etkinliği uygulayın. Örneğin; maket yapımı, koleksiyon yapmak gibi hobi saatleri, aile oyunları, hikaye okuma saatleri, aile toplantıları...vs.
4- Haftalık TV programlarını inceleyip, çocuğunuzla birlikte “Haftalık Seyredilecek Program Listenizi” belirleyin. Bir hafta boyunca bu listeyi değiştirmemeye özen gösterin.
5- TV programlarının içeriği hakkında mutlaka izlemeden önce bilgi edinin. Kavga, dövüş, saldırganlık, ölüm, korku, erotizm içeren programlar, filmler, diziler konusunda duyarlı olun. Çizgi film seçerken de gereken özeni gösterin.
6- Sizin ve çocuğunuzun uyumadığı saatlerde yayınlanan ve çocuk için zararlı olduğu düşünülen programları gerekirse anne-baba olarak seyretmeme konusunda fedakarlık gösterin.
7- Çocuğunuzu TV’deki şiddet içeren filmlerden uzak tutmaya çalışın. Seyretmek durumunda kaldığı zararlı programlardaki davranışların ise hiçbir şekilde onaylanmadığını dolaylı ve dolaysız olarak çocuğunuza hissettirin.
8- Kablolu televizyona abone olurken, çocuğunuzun özel kullanımı için televizyon alırken, bu durumun ailenizin genel oluşumunu nasıl etkileyeceğini düşünün.
9- Çocuğunuzun bilinçli bir televizyon izleyicisi olmasını sağlayın. Televizyon çocuğunuzun dış dünyadan haberdar olması açısından önemli bir eğitim-öğretim aracıdır. Unutmayalım ki, televizyonu etkili ve yararlı bir iletişim aracı haline getirmede siz anne- babalara önemli görevler düşmektedir.

Sevgilerle…

Özel Yıldız İlköğretim Okulu
Rehberlik Servisi
HABER - DUYURU
Özel Yıldız Eğitim Kurumları 2017 © Tüm Hakları Saklıdır.
ÖĞRENCİLER   I   VELİLER   I   PERSONEL   I   MEZUNLAR

Sorumluluk duygusu nasıl kazandırılır

Sorumlu ve bağımsız bireyler yetiştirmek sorumluluk vermekle başlar.
Sorumluluk vermeyi ertelemeyin.


 
Değerli Anne-Babalar;

 
    “Çocuğumun dersleri çok yoğun, bir de evde ona nasıl iş vereyim” ya da “verilen işi nasıl olsa yapmıyor boşuna canımız sıkılmasın, tatsızlık çıkmasın” diyerek sorumluluk vermede pek de süreklilik gösteren bir çaba içerisine girmediğimiz çok olmuştur. Çocuklar sorumluluk duygusuna sahip bireyler olarak dünyaya gelmezler, sorumluluğu, işbirliğini, başkalarına saygılı olmayı yaşayarak öğrenirler. Sorumluluk duygusu erken çocukluk dönemlerinde geçirilen yaşantılarla gelişmeye başlar. Örneğin, çorbasını içerken dökse bile kendi başına içmesine olanak tanımak, oyuncaklarını ve odasını toplamasını beklemek,  sofra hazırlamak, araba temizlemek, bir markete gidip alışveriş yapmak gibi konularda onun yardımını beklemek, “sorumluluk” konusunda çocuğa cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar.
 
    Çocuğumuzun kendi kendine yetebilen bir birey olmasını istiyorsak, onu görev ve sorumluluğu ile baş başa bırakmamız gerekmektedir. Çocuğumuzu sürekli korumak, onu kanatlarınızın altında büyütmek, sorunu ile baş başa bırakmamak onun gelişimini engeller, ona yarardan çok zarar verir. Ders çalışma konusunda da çocuğumuzu görev ve sorumlulukları ile baş başa bırakmamız çalışma alışkanlığı kazanmasında oldukça önemlidir.  
Çocukta “Ben değerliyim, önemliyim” düşüncesini oluşturmak için, kendi seçimlerini yapmasına fırsat vermek, ona karar alırken baskı yapmamak, kişiliğine saygı göstererek kendisini özgürce ifade etmesini sağlamak gerekmektedir. Böylece oluşacak ben önemliyim ve değerliyim duygusu, onu yeni başarılara ve yeni atılımlara sürükleyecek, sorumluluklarını almasını da kolaylaştıracaktır.
    

     Çocuğunuzun Yapacağı İşi “Sonraya Bırakmasına” Nasıl Engel Olabilirsiniz?

 
•    Onlara yapılacak işi hatırlatmak veya onları kurtarmak yerine, çocuklarınızın sonraya bırakmanın sonuçlarını yaşamasına izin verin.
•    Eğer çocuğunuz yapmanız gereken bir işi zamanında yapmayı unutuyorsa veya erteliyorsa ve sonra da iş işten geçtiğinde üzülüyorsa empati ile onu dinleyin ama durumu onun için düzeltmeye çalışmayın. Çocukların çoğu, onlara neyin olabileceğinin söylenmesi yerine, sadece sonuçları yaşadıklarında ders alır.
•    Hayırı bir cevap olarak almak istemiyorsanız, evet ve ya hayırla cevaplanabilecek sorular sormayın. Bir seçenek sunmak gücü paylaşmanın bir yoludur: “Bunu yapmak için beş dakika mı on dakika mı istersin?” gibi.
•    Eğer bir şey söylüyorsanız bunda ciddi olun, eğer ciddiyseniz, sonuna kadar devam edin. Bir ricada bulunuyorsanız ve çocuğunuz  “Sonra” diyorsa, ona “Bu seçenek değil. Şimdi yap. Bitirdiğinde beni çağır, ben de yaptığın işi kontrol edeyim.” deyin. O harekete geçene kadar bekleyin.
•    Sorunun kimin sorunu olduğunu değerlendirin. Eğer sorun çocuğunuza ait ise, siz kendi işinize bakın ve bırakın çocuğunuz sonuçlarına katlansın. Mazeret kabul etmeyin. “Mazeret göstermen işlerin çabuk yapılmasını sağlamıyor, mazeret yerine, işi bitirip bana sonuçlarından, başarıdan söz etmeye ne dersin?” deyin.
Çocuğunuzun Sorumlu Davranışlar Geliştirmesi İçin Yapabilecekleriniz
 
-     Çocuğunuzun kendi davranışlarının sorumluluğunu almasına ve iyi gitmeyen davranışlarını değiştirmesine olanak tanıyın.
-     Çocuğunuz sizinle işbirliği yapsa da yapmasa da koşulsuz sevgi ve onay gösterin.
-     Kendi sorumluluklarınızı yerine getirerek ona model oluşturun.
-     Çocuğunuza seçenekler sunun. Bu, işbirliğini tehdit ve ricalara gerek kalmadan sağlamanın en etkili yoludur.
-     Çocuğunuza güvenin. Çocuğunuz için en iyi olanı bilseniz bile, onun adına yaptığınız seçimlerin sayısını azaltın.
-     Pek çok duruma son söz sizin de olsa, çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterin.
-     Çocuğunuzun yaptığı yanlış seçimlerde (hayatını tehlikeye atmadıkça) sonuçları yaşamasına izin verin ki, bu seçimlerden ders çıkarabilsinler.
     

     Çocuğunuzun Sorumsuz Davranışlar Geliştirmesine Yol Açabilecekler - YAPILMAMASI GEREKENLER

 
-       Onun evdeki işlerini siz yapın ve sorumluluklarını üstlenin. Kendinizi bunları sizin yapmanızın daha kolay olduğuna inandırın.
-       Onun adına yalan söyleyin.
-       Onun davranışları için mazeretler bulun.
-       Onun hatalarını onun adına düzeltin.
-       Yapmakla suçlandığı bir davranışını duyduğunuzda “benim çocuğum yapmaz” diyerek inanmayı reddedin.
-       Onun yerine kavga edin.
-       Daha fazla çatışma yaratmamak için yaptığı kabul edilmez davranışları hoşgörün, affedin.
 
Annelik ve babalık duygularının getirdiği korumacı özelliğimiz, zor olsa da geri plana almalı, sorumluluk duygularının gelişmesi için onlara tutarlı ve kararlı davranmalıyız.
 
Bu süreçte çocuğunuzun hata yapmasını göze almayı ve kabullenmeyi de lütfen unutmayalım.
 
Aydınlık günler dileğiyle...
 
          

ÇOCUĞUNUZU ETKİLEYEN SİHİRLİ KUTU



•        Televizyonla ilişkiniz nasıl?
•        Kumanda sizde mi, çocuğunuzda mı?
•        Televizyon dizilerinin ve reklamlarının çocuklarımız üzerindeki etkileri nelerdir?


Değerli Anne-Babalar;


    Günümüzde çok sayıda kablo ve uydu yayını sayesinde iyisiyle kötüsüyle milyonlarca bilgi,ses ve görüntünün oturma odalarımızı kuşattığı bir dönemde bu soruları sormamızdaki amacımız televizyonun yaşantımız üzerindeki etkisine dikkati çekmektir.
    
Televizyon izleme alışkanlığı konusunda süregelen tartışmalar son yıllarda biraz şekil değiştirdi. Özellikle son iki üç yıldır bazı dizilerin seyredilip seyredilmemesi gerektiği konusunda evlerde ve basında yoğun tartışmalar olduğunu gözlemliyoruz. Bu diziler, yapımcıları tarafından çocuk dizileri olmadığı, TV kanalları tarafından da çocukların izlediği saatler dışında yayınlandığı söylenerek savunuluyor. O halde çocuklara yönelik olmamalarına karşın niçin en büyük izleyici kitlesini onlar oluşturmaktadır? Çocuklar bu dizilerde ne buluyor? gibi sorular akla gelmektedir.  
    
Çocuklar, özellikle de okul dönemi çocukları, özdeşim modeli olarak anne- babalarına ve yakın çevresindeki kişilere yönelmektedirler. Örneğin öğretmenlerinin veya film kahramanlarının yaptıklarını, söylediklerini taklit etmeye ve onlara benzemeye çalışmaktadırlar. Ailelerin ve çevrenin diziyi ne oranda izlediği de çocuğun seçimini etkilemektedir.

Sorun Dizilerde mi?


Çocuklarımız izledikleri ve herkes tarafından beğenilen kahramanların olumlu olduğu kadar olumsuz özelliklerini de taklit etmektedir. Çocuklar, aynı davranışları yaptıklarında dizi kahramanlarını alkışlayan ailesinin bu davranışı kendisi yapınca niçin kızdığını anlamakta zorluk çekmektedir. Bununla birlikte dizilerde aşırı güçlü, hareketli, becerikli ve hep kazanan bir kahraman olması özellikle çocukların diziye ilgisini arttırmaktadır.
    
Halk arasındaki yaygın düşüncenin aksine televizyon tek başına “ çok iyi” bir eğitim aracı değildir. Çünkü öğrenmenin temel ilkesi “aktif” olmaktır. Oysa televizyon aktif olma imkanı sağlayamadığı için sanılanın aksine iyi bir öğretici değildir. Bu nedenle yapılması gereken, çocukları televizyon seyretmeye teşvik etmek yerine, onları iç dünyalarındaki yaratıcı faaliyetlere yöneltmektir. Bunu sağlamak başlangıçta zor gibi görünse de çocukların geç saatlere kadar sizlerle oturmalarını önleyerek ilk adımı atabilirsiniz.
    
Bu noktada siz değerli anne-babalara önemli görevler düştüğü inancındayız. Televizyon gibi etkili bir iletişim aracını kullanırken, çocuklarımızı da göz önünde bulundurarak izlenecek programlarda seçici olmanız ve televizyon izleme süresine de belirli bir sınır koymanız gerektiği düşüncesindeyiz.


Çocuğunuzun Televizyon İzleme Alışkanlığını
Düzenlemenizde Uygun Yöntemler

1- Yapılan araştırmalar dünyan televizyon izleme rekorunda ülke olarak ABD’den sonra ikinci sırada olduğumuzu gösteriyor. Bu araştırmada, Amerikalıların günde ortalama 3 saat 59 dk., Türklerin ise 3 saat 36 dk. Televizyon izlediği belirtiliyor. Bu nedenle bilinçli televizyon izleyicisi olmak için “Televizyon izleme süresi konusunda” kendinize ve çocuğunuza her gün için gerçekçi limitler belirlemeniz gerekiyor.
2- Televizyon sizi izlemesin, siz televizyonu izleyin. Sürekli televizyonu açık tutmak yerine daha önce belirlediğiniz programların saatlerine göre televizyonu açın.
3- Ailenizle birlikte yapabileceğiniz etkinlikler listesi çıkartın ve her hafta aile üyelerinizden birinin seçtiği etkinliği uygulayın. Örneğin; maket yapımı, koleksiyon yapmak gibi hobi saatleri, aile oyunları, hikaye okuma saatleri, aile toplantıları...vs.
4- Haftalık TV programlarını inceleyip, çocuğunuzla birlikte “Haftalık Seyredilecek Program Listenizi” belirleyin. Bir hafta boyunca bu listeyi değiştirmemeye özen gösterin.
5- TV programlarının içeriği hakkında mutlaka izlemeden önce bilgi edinin. Kavga, dövüş, saldırganlık, ölüm, korku, erotizm içeren programlar, filmler, diziler konusunda duyarlı olun. Çizgi film seçerken de gereken özeni gösterin.
6- Sizin ve çocuğunuzun uyumadığı saatlerde yayınlanan ve çocuk için zararlı olduğu düşünülen programları gerekirse anne-baba olarak seyretmeme konusunda fedakarlık gösterin.
7- Çocuğunuzu TV’deki şiddet içeren filmlerden uzak tutmaya çalışın. Seyretmek durumunda kaldığı zararlı programlardaki davranışların ise hiçbir şekilde onaylanmadığını dolaylı ve dolaysız olarak çocuğunuza hissettirin.
8- Kablolu televizyona abone olurken, çocuğunuzun özel kullanımı için televizyon alırken, bu durumun ailenizin genel oluşumunu nasıl etkileyeceğini düşünün.
9- Çocuğunuzun bilinçli bir televizyon izleyicisi olmasını sağlayın. Televizyon çocuğunuzun dış dünyadan haberdar olması açısından önemli bir eğitim-öğretim aracıdır. Unutmayalım ki, televizyonu etkili ve yararlı bir iletişim aracı haline getirmede siz anne- babalara önemli görevler düşmektedir.

Sevgilerle…

Özel Yıldız İlköğretim Okulu
Rehberlik Servisi
HABER - DUYURU
Özel Yıldız Eğitim Kurumları
2017 © Tüm Hakları Saklıdır.